OĞUZCAN YAZAR
İSTANBUL
Olay, saat 11.00 sıralarında Beyoğlu Defterdar Yokuşu’nda meydana geldi. İddiaya göre, özel bir su firmasına ait olduğu öğrenilen kamyonet yükünü boşaltmak üzere Defterdar Yokuşu’ndan çıkmaya çalıştı.
Ancak aşırı yük sebebiyle kamyonet yokuşu çıkmakta zorlandı. Yaşanan akıl almaz olay ise kamyonetin yokuşu çıkmaya çalışmasıyla başladı. Kamyoneti kullanan sürücünün yokuşu çıkmak için ilerlediği esnada aracın şaha kalktığı görüldü. Kamyonete yüklenen suların dorsenin arkasına kaymasıyla aracın ön kısmının смотреть турецкие сериалы şaha kalkması ve yan yatarak devrilmesi güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Aracın devrildiğini gören vatandaşlar ise kamyonet içindeki şahısların yardımına koştu. Kamyonet içinde bulunan 2 kişi vatandaşlar tarafından kurtarıldı. Şahıslarının durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, kazayı hafif sıyrıklarla atlattıkları öğrenildi. Kamyonet турецкие сериалы içinde bulunan 2 kişi tedbir amaçlı olarak Taksim İlkyardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Protestolarına “çevre duyarlılığı” ile başladığını iddia eden gezi eylemcileri, Gene Sharp’ın kaleme aldığı yöntemleri tek tek uyguluyor. “Duran Adam” eylemi, Sharp’ın listesinin 163′üncü sırasında… İstiklal Caddesi’nde soyunup TOMA’nın üstüne çıkan eylemci de Sharp’ın 22. maddesini yani “Protesto maksatlı soyunma eylemi”ni uyguladı. “Orantısız zeka” eylemi de Sharp’ınkilerle bire bir aynı. Gezi parkındaki ağaçların kesilmesine yönelik olarak başlatılan eylemlerin tamamen çevre duyarlılığı ile başladığı ve giderek yayıldığı yönündeki sözler gerçeği yansıtmıyor. Eylemin ilk gününden itibaren bu operasyonun dışarıdan yönlendirildiği yönündeki eleştirileri reddeden kesinlikle tamamen gençlerin eylemi olduğu yönündeki iddialar da bir bir çürüyor. Önceki gece Taksim Meydanında Erdem Gündüz tarafından gerçekleştirilen pasif direniş eylemi de Devrim taktisyeni Gene Sharp’ın kaleme aldığı, önerdiği şiddetsiz eylem yöntemlerinin 163. maddesinde yer alıyor.
İstiklal’de tamamen soyunarak TOMA’nın önüne çıkan eylemci de yine Sharp’ın 22. maddesinde “Protesto amaçlı soyunma eylemleri” olarak tanımlanıyor. Her ne kadar gerek sosyal medyada gerekse bu eylemlerin parçası olanlar tarafından “Orantısız zeka” olarak sunulan eylemlerin Sharp tarafından kaleme alınanlarla birebir aynı olduğunu ve önceden çalışılmış hareketler olduğunu göreceksiniz.
İşte o maddeler ve Türkiye’de uygulananlar bütün hareketler:
1. Konuşmalar (Mehmet Ali Alabora gibi sanatçıların da dahil olduğu pek çok isim tarafından yapılan konuşmalar)
2. Muhalefet ya da destek mektupları (Silivri’den gönderilen paşa mektubu, Fatih Akın ve Sibel Kekilli’nin gönderdiği mektuplar. Bazı yazarların köşelerinde yazdığı “Başbakana mektup” başlıklı makaleler)
3. Kurum ve kuruluşlar tarafından verilen demeçler (Yabancı ülkeler, Türkiye’deki meslek kuruluşları v.s.)
4. İmzalı basın açıklamaları (Taksim Dayanışma Platformu şimdiye kadar 20′nin üstünde basın açıklaması yaptı)
7. Sloganlar, karikatürler ve semboller (Taksimin her yanı bu sembollerle donatıldı. Türkiye’deki bütün mizah dergileri kapak yaptı)
9. Broşürler, el ilanları ve kitaplar (Şimdiye kadar 2 tane kitap yayınlandı.)
10. Gazeteler ve mecmualar (Gezi parkı bünyesinde gazete çıkarıldı)
11. Kayıtlar, radyo ve televizyon (Çapul Tv. ve Gezi Radyo)
12. Hava reklamları ve yere yazılan yazılar (Yere yazılan yazılar çok yaygın kullanıldı)
13. Temsilciler heyeti (Taksim Platformu ve sanatçılar heyeti)
18. Bayrakların ve sembolik renklerin gösterimi (Futbol takımlarının renklerinin kullanılması)
19. Sembollerin giyilmesi (Herkes siyah giyindi)
22. Protesto amaçlı soyunma eylemleri (İstiklalde çıplak eylem)
26. Protesto olarak boya kullanılması (Duvar boyaları)
28. Sembolik sesler (Borozan)
29. Sembolik itirazlar (Taksimde bir almanın piyano çalması)
30. Kaba hareketler (Her türlü küfür ve hakaret kullanıldı)
33. Dost olma (Polislere çiçek verilmesi)
34. Gece nöbetleri (Parkta gece nöbetleri tutuldu)
35. Mizahi skeçler ve eşek şakaları (İnternet üzerinden video servis edildi)
36. Oyun ve müzik performansları (Kardeş Türkiler, Duman gibi pek çok müzik grubu şarkı besteledi)
37. Şarkı söylemek (Konserler verildi)
38. Toplu yürüyüşler (Çok sayıda yürüyüş yapıldı. sanatçılar, STK’lar yürüdü)
45. Göze çarpıcı cenazeler (Eylemlerde hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün cenazesinde pek çok gerginlik çıkarıldı)
48. Protesto toplantıları (Çok sayıda toplantı rusça izle gerçekleştirildi)
50. Tartışmalar (Gezi parkında çok sayıda forum oluşturuldu)
51. İş bırakmalar (KESK, DİSK ve diğer sendikaların iş bırakması)
53. Ödüllerden feragat edilmesi (Mehmet Ali Alabora rusça Karadeniz Vakfı’nın ödülünü reddetti)
67. İşçilerin iş bırakması (DİSK, KESK ve diğer sendikaların bir günlük iş bırakma eylemi)
68.Sığınma (Camiye, otele sığınma)
97. Protesto amaçlı grev (DİSK, KESK ve diğer STK’ların grevleri)
146. Adli direniş (Avukatların adliyelerde yaptığı eylemler)
162. Oturma eylemi
180. Alternatif iletişim sistemi (Zello)Eylemi başlatıp sonra da kaçtı
163. madde olan Ayakta durma eylemi (Duran adam eylemi), Taksim’deki yeni protesto şekli. Performans sanatçısı Erdem Gündüz, önceki gün akşam saatlerinden meydanda tek başına sessiz şekilde ayakta durarak “duran adam” eylemi başlattı. Dün sabaha kadar süren eylem yeni katılımlarla devam etti. Eylemibaşlatan Erdem Gündüz gerginliği daha fazla tırmandırmamak için sabah saatlerinde meydandan ayrılırken dün gün boyu benzer eylemler yapıldı. Eyleme tiyatro sanatçıları Oktay Kaynarca, Selçuk Yöntem ve modacı Barbaros Şansal’ın yanı sıra bazı avukatlar da İstanbul Adliyesi’nde destek verdi.
Türkiye Gazetesi
DSİ verilerine göre, kümülatif yağışlar yüzde 10,3, içme suyu barajlarının doluluk oranı ise yüzde 7,2 arttı.
İçme suyu barajlarında, İstanbul’da yüzde 84, Ankara’da yüzde 31, İzmir’de yüzde 81 ve Bursa’da yüzde 86 doluluk oranına ulaşıldı.
DSİ Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, 1 Ekim 2012-27 Şubat 2013 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında artış gözlendi. Kümülatif yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 19,6, 2012′ye göre ise yüzde 10,3 arttı.
İçme suyu barajlarının doluluk oranınında da geçen seneye kıyasla yüzde 7,2′lik artarak, İstanbul’da yüzde 84, Ankara’da yüzde 31, İzmir’de yüzde 81 ve Bursa’da yüzde 86′ya ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde, içme suyu barajlarında, İstanbul’da yüzde 86, Ankara’da yüzde 22, İzmir’de yüzde 54 ve Bursa’da yüzde 78 doluluk oranı ölçülmüştü.
İstanbul’daki barajların 739, Ankara’dakilerin 481, İzmir’dekilerin 243 ve Bursa’dakilerin 58 hektometreküp aktif hacmi bulunuyor
Artvin’e 99, Yusufeli ilçesine 5 kilometre uzaklıkta olan yaklaşık 150 nüfuslu Irmakyanı köyüne, sadece Çoruh Nehri üzerine kurulu asma köprüden ulaşılabiliyor.
Temeli hafta içi atılan Yusufeli Barajı’nın bölgeyi sular altında bırakacak olması nedeniyle yeni bir köprü beklentisi olmayan köylüler, yaya geçişinin yanı sıra tehlikeyi göze alarak, 80 metre uzunluğunda, 2,5 metre eninde ve nehirden 15 metre yükseklikte olan köprüden araçlarıyla da geçiyor.escort ankara
Köy muhtarı İsmail Şimşek, mahallede yaşayanların, evlerinin eksiklerini köprüden ulaşım sağlayarak giderdiklerini kaydederek, ”Düğün, cenaze gibi merasimlerde bile bu yolu kullanıyoruz. İnsanlar düğünlerde gelinlerini, tahta köprüden geçirerek evlerine ulaştırıyor” dedi.
İstanbul’da yaşayan Oflu inşaatçı Yüksel Aşıkkutlu, istimlak edilen arazisinde bulunan evini National Geographic’de yayınlanan bir belgeselden esinlenerek vinç ile taşıdı.
Beykoz Çavuşbaşı Mahallesi’nde yaşayan Oflu İnşaatçı Yüksel Aşıkkutlu’nun (48) evinin bulunduğu arazisinin bir bölümü, 2-B yasası ile ormanlık alanda kaldığı için devlet tarafından istimlak edildi. Yetkililer, Aşıkkutlu’nun yeni bir ev yapmasına izin vermezken, mevcut evini bir bütün halinde taşıyabileceğini söyledi.
Bunun üzerine dünyaca ünlü “National Geographic” kanalında yayınlanan bir belgeselden de etkilenen Aşıkkutlu, evini 20 metre uzaklığa taşımaya karar verdi. Durumu İSKİ yetkililerine bildiren Aşıkkutlu yetkililerden izin alıncaescort ankara ilginç planını uygulamaya koydu.
Aşıkkutlu, evini dev bir vinç yardımı ile 20 metre uzağa taşıdı. İlginç taşınma olayı, Aşıkkutlu tarafından da cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, kullanma talimatında belirtilmediği sürece ilaçların buzdolabında saklanmaması gerektiğini açıkladı.
İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan yapılan açıklamada, ‘akılcı ilaç kullanımı’nın yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi. Akılcı ilaç kullanımının öncelikli olarak halkın sağlığını ve toplumun çıkarını gözettiğinin anlatıldığı açıklamada, öncelikle hastanın probleminin tanımlanması, yani hekim tarafından doğru teşhisin konulması gerektiği vurgulandı.
İlaçlı veya ilaçsız, etkili ve güvenilir tedavinin tanımlanmasının şart olduğuna işaret edilen açıklamada, “Eğer ilaçla tedavi uygulanacaksa, uygun ilaçların seçimi, her bir ilaç için uygun dozun ve uygulama süresinin belirlenmesi ve uygun reçetenin yazılması basamakları izlenmelidir. Bu aşamada onaylanmış, güncel tanı ve tedavi kılavuzları esas alınmalıdır. Kullanılmakta olan ve en son kullanılan ilaçlar, hastanın alerjik durumları sorgulanmalı ve hasta tarafından belirtilmelidir. İlaçların nasıl, hangi dozda, hangi sıklıkta, ne kadar süre kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı hastaya tam olarak anlatılmalı, hasta ve hasta yakını tarafından eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Hasta yakını ilacın olası yan etkileri, ilacın besin ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgilendirilmelidir. Bu durum hasta/hasta yakını tarafından da sorgulanmalıdır” denildi.
İLACIN KİMYASINI BOZMAYIN
İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun açıklamasında, kullanma talimatında belirtilmediği sürece ilaçların buzdolabında saklanmaması gerektiğine dikkat çekildi. Uygun olmayan saklama koşullarında ilaçların kimyasal yapılarının bozulabileceğinin hatırlatıldığı açıklamada, ilacın etkisini kaybedebileceği hatta istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceği ve zehirlenmelere sebebiyet verebileceği dile getirildi. Buzdolabında saklanması gereken ilaçların kesinlikle buzlukta saklanmaması ve dondurulmamasının tavsiye edildiği açıklamada, hamilelik ve emzirme döneminde, çocuklarda, yaşlılarda, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalarda, kronik hastalığı olanlarda, ilaç alerjisi öyküsü olanlarda ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.
İLAÇLARIN YÜZDE 50′Sİ UYGUNSUZ KULLANILIYOR
Hamilelerin ve emziren annelerin ilaç kullanmadan önce mutlaka hekim ve eczacıya danışılması gerektiğinin kaydedildiği açıklamada şu uyarılara yer verildi: “İlacınız; hekiminize veya eczacınıza sormadan; çiğnenerek, kırılarak, bölünerek veya suda çözülerek kullanılmamalıdır. İlaçlar çocukların göremeyeceği, ulaşamayacağı yerlerde, ışıktan ve nemden korunarak ve ambalajında saklanmalıdır. İlaç, hekiminiz tarafından önerilen süre boyunca kullanılmalıdır. İlaç kullanımı yarıda kesilmemeli, hekime danışmadan doz değişikliğine gidilmemelidir. Doz atlamamaya ve ilacı her gün aynı saatlerde almaya özen gösterilmelidir. Herhangi bir ilacı veya vitamin, ilaç dışı gıda takviyesi, bitkisel ürün gibi bütün ürünleri kullanmadan önce hekiminize ve eczacınıza danışınız. Kesilmiş veya açılmış ambalajlar satın alınmamalı, son kullanma tarihi geçmiş olan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. İlaç ancak doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak ne yazık ki tüm dünyada ilaçların yaklaşık yüzde 50′si uygunsuz şekilde kullanılmaktadır.”
İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde, tadilat sırasında elektrik kesilince, kalp krizi nedeniyle getirildiği hastanede gözlem altında tutulan bir hastaya, el feneri ve Cep telefonu ışığından yararlanılarak müdahale edilirken; bir hasta yakını da bu anı cep telefonuyla görüntüledi. Hastanenin yöneticisi Serdar Bayrak ise, acil serviste tadilat sebebiyle elektrik kesintisi yaşanmadığını belirterek, “6 saniye içinde jeneratör devreye girmektedir” dedi.
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde, yeni bakım birimlerinin yapımı ve tadilatı için yaklaşık iki hafta önce çalışma başlatıldı. Tadilat çalışmaları sürerken, acil serviste hastalara hizmet verilmesine devam edildi. Geçen 5 Şubat’ta, acil serviste, tadilat sebebiyle elektriklerin kesilmesi üzerine zor anlar yaşandı. Yaklaşık yarım saat boyunca acil servis yoğun bakım birimi karanlıkta kaldı. Jenaratör de devreye girmeyince birim karanlığa büründü. Acil serviste görevli doktorlar, hastalara Cep telefonu ve el fenerleri ışığıyla müdahale etmeye çalıştı. Kalp krizi nedeniyle hastanenin acil servisinde gözlem altında tutulan bir hastaya da müdahale yine Cep telefonu ışığı ve el feneri ile gerçekleştirildi. Yaşananları bir hasta yakını cep telefonuyla görüntüledi.
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastane Yöneticisi Serdar Bayrak ise, acil serviste tadilat sebebiyle elektrik kesintisi yaşanmadığını iddia etti. Acil servis kalitesini artırmak için çalıştıklarını ifade eden Bayrak, “Sağlık hizmetleri yaparken gereken tüm önlemeleri alıyoruz. Acil servisimizde tadilat olduğu doğrudur. Ama biz hastalara herhangi bir zarar gelmemesi için tüm önlemleri aldık. Sağlık hizmetlerini en doğru şekilde vatandaşlarımıza ulaştırmaya çalışıyoruz. Bizim için en temel konu insan sağlığıdır. Acil servisimizde elektrik kesintisi yaşanması gibi bir durum söz konusu olamaz. 6 saniye içinde jeneratör devreye girmektedir. Tüm İzmir’de dahi elektrik kesilse hastanemizde elektrik kesilmez. Biz acil servimizi istesek tadilat sebebiyle kapatabilirdik. Ama vatandaşı mağdur etmemek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalarıda sürdürürken tüm önlemleri alıyoruz. En küçük bir problem olmasın diye ince eleyip sık dokuyoruz. Sağlık en önemli konu olduğu için hata olmaması için en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz” dedi.
Hasta yakınlarının şikayetleri doğrultusunda kendilerinin de konuyla ilgilendiklerini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi Başkanı Veli Atanur da tadilat çalışmasının tarihinin belli olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını öne sürdü. Acil serviste tadilat nedeniyle hijyenik olmayan bir ortamda hizmet verildiğini, ayrıca teknik eksiklikler bulunduğunu savundu. Tadilatın sürdüğü hastanede bu şartlar nedeniyle sağlık çalışanları ile hasta yakınları arasındaki tartışmaların da arttığını öğrendiklerini belirtti.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Fadime Özgök Şenses, sağlıklı beslenme alışkanlığının küçük yaşta kazandırılması gerektiğini belirterek, ebeveynlerin çocuklarının beslenme çantası için dikkatli bir alışveriş yapmasını önerdi.
Yüz binlerce öğrenci bugün çalan zille ikinci eğitim-öğretim dönemine “merhaba” derken, uzmanlar günün büyük bir bölümünü okulda geçirecek olan öğrencilerin derslerinde başarılı olabilmeleri için aldıkları gıdanın öneminin büyük olduğuna dikkat çekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fadime Özgök Şenses, hem bedensel hem de zihinsel enerji için dengeli, sağlıklı bir beslenme planı yapılması gerektiğini söyledi. Kahvaltının günün en önemli besini olduğunu vurgulayan Şenses, sağlıklı beslenme alışkanlığının küçük yaşta aileler tarafından kazandırılması gerektiğine bildirerek, “Çocukların sağlıklı olarak büyümesinde yeterli ve dengeli beslenme büyük önem taşıyor. Anneler çocukları okula giderken beslenme çantalarına sağlıklı ara öğünler koyarak sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve bilincinin oluşması konusunda çocuklarına örnek olmalıdırlar” dedi.
Şenses, çocukların beslenme çantasında bulundurulabilecek alternatif yiyecekler hakkında şu bilgileri verdi:
“Taze meyveler: Günlük vitamin mineral ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olur.Kuru meyveler (kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir vb.): Hem günlük enerji ihtiyacını karşılar, hem de kan yapıcı özelliği nedeniyle sağlıklı gıdalar arasında yer alırlar.Fındık, badem, ceviz: Omega açısından zengin olan mineral deposu bu yiyecekler aynı zamanda yüksek enerjiye de sahiptirler.Taze sıkılmış meyve suları veya katkısız meyve suları: Taze meyvelerin tercih edilmesini istemekle beraber alternatif olarak kullanabileceğimiz enerji, vitamin ve mineral ihtiyacımızın karşılanmasını sağlarlar.Süt veya ayran: Özellikle protein ve kalsiyum içerikleri nedeniyle çocukların büyümelerinde vazgeçilmez bir yere sahipler.Ev yapımı börekler veya kekler: Ev yapımı peynirli veya ıspanaklı börek veya ince bir dilim kuru meyve, ceviz, fındıkla zenginleştirilmiş kek, günlük enerji ihtiyacının bir kısmını karşılamasına yardımcı olacak.Sağlıklı sandviçler: Ton balığı, beyaz peynir veya kaşar peyniriyle hazırlanmış içerisine domates, tatlı biber, marul, salatalık eklenmiş sandviçler yine hem kalsiyum, hem protein hem de vitamin-mineral ihtiyacını karşılayacaktır. Özellikle kepekli veya tam buğday ekmeği tercih edildiğinde tokluk daha uzun süre devam edebilecektir.Su: Özellikle çocukların suya ihtiyaç duydukları anda hemen tüketebilmeleri ve su içme alışkanlığı edinmeleri adına mutlaka beslenme çantalarında bulundurulmalıdır.”
Yeterli ve dengeli beslenmenin, bu alışkanlığı kazanma ve bunu yaşam boyu sürdürmenin çok önemli olduğunu belirten Şenses, “Çünkü sağlıklı yaşamın ilk adımları bu dönemde atılır. Yeterli ve dengeli beslenme konusunda çocuklarımıza ne kadar iyi örnek olursak gelecekte onları birçok kronik hastalıktan korumuş ve sağlıklı olmaları için onlara gerekli ortamı hazırlamış oluruz” dedi.
Konya’nın Ereğli ilçesinde yoğun olarak yetiştirilen ve yurt dışında yapılan araştırmalarda iltihap kurutucu ve ateş düşürücü özelliği bulunduğu belirlenen siyah havuçlar, İtalya, Fransa, ABD ve Almanya gibi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor.
Ereğli Ziraat Odası Başkanı Özkan Özgüven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Konya’nın önemli bir tarım merkezi olan Ereğli ilçesinde beyaz kiraz başta olmak üzere siyah havuç, domates ve elma gibi çok sayıda ürünün üretildiğini söyledi.
Türkiye’de sadece Ereğli’de üretilen siyah havucun dünyanın birçok ülkesinden talep gördüğünü ifade eden Özgüven, Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırmada, içinde bulunan
“antosiyanin” adlı mor pigmentler sayesinde oldukça etkili bir antioksidan işlevi gören siyah havucun, ayrıca önemli bir iltihap kurutucu, ateş düşürücü
(anti-inflamatuar) özelliği olduğunun da gözlemlendiğini bildirdi.
Özgüven, bu özelliğinin yanı sıra doğal gıda boyası olarak da kullanılan siyah havucun yurt dışından yoğun talep gördüğünü, İtalya, Fransa, ABD ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edildiğini dile getirdi.
-Bu yıl 80 bin ton siyah havuç üretimi gerçekleşti-
İlçede kasım ayı sonlarında başlayan siyah havuç hasadının devam ettiğini aktaran Özgüven, şunları kaydetti:
“Siyah havucun önemli bir kısmı hasat edilerek, tesislerde işlemlerden geçirildi. Bir kısmı da soğuk hava depolarına konuldu. Bu yıl 20 bin dekar alanda yaklaşık 80 bin ton civarında üretim gerçekleşti. Verim oldukça iyi. Geçen yıl 15 bin dekar alanda ekim yapılmıştı. Ekim alanlarının genişlemesiyle üretimimizde de bu yıl yüzde 20 civarında artış oldu. Şu anda 8-9 köyümüzde siyah havuç üretimi yapılıyor. Artan talep doğrultusunda siyah havuç üretiminin daha da yaygınlaşacağını düşünüyoruz.”
Özgüven, siyah havucun daha çok doğal gıda boyası olarak kullanıldığını, bu özelliğinin de ona ihracat noktasında bir artı değer kazandırdığını belirterek, bu havuç türünün ayrıca şalgam suyu yapımında ve çeşitli meyve konsantrelerinde de kullanıldığını anlattı.
-Avrupa’da doğal gıda boyası olarak kullanılıyor-
Özellikle Avrupa ülkelerinde gıda ve kozmetik sanayinde kullanılan en verimli doğal gıda boyası olarak dikkati çeken siyah havuca rengini veren antosiyanin maddesinin hücre yaşlanmasını önlediğinin altını çizen Özgüven, “Bu yüzden kimyasal boya maddelerinin yasaklandığı Avrupa ülkeleri, doğal gıda boyalarına yöneliyor. Bu da siyah havuca olan talebi artırıyor” dedi.
Üretilen siyah havucun yarıdan fazlasının ihraç edildiğini vurgulayan Özgüven, yeni çeşitlerinin geliştirilmesi, mevcut çeşitlerin verimlerinin artırılması için Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan proje kapsamında çalışmaların da sürdürüldüğünü sözlerine ekledi.